TAVUK CİĞER SAÇ KAVURMA

10/6/2009
TAVUK CİĞER SAÇ KAVURMA

Hpim4861

Malzemelerimiz

2 paket ciğer
3 domates, 3biber, iki taze soğan
1 patlıcan
tuz,baharat

Hpim4857
ciğerlerimizi yıkayıp kuşbaşı doğruyoruz, yıkayıp bir kenarda süzülmeye bırakıyoruz
Hpim4858
bu arada saça biraz yağ koyup minik minik doğradığımız patlıcan ve biberi koyup biraz karıştırıyoruz, sonra küp doğradımız domatesleri ilave ediyoruz
kavrulana kadar karıştırıyoruz
Hpim4859
en son tavuk ciğerlerini ilave ediyoruz, tuzunu baharatını katıp
ciğerleri pişiriyoruz

afiyet olsun

TAVUK DOLMASI

5/6/2009
TAVUK  DOLMASI

Hpim4855

MALZEMELER
1 Adet tavuk
1 bardak pirinç
yağ, su, tuz

tavuğun üzerinde kalan küçük tüycükler ocakta  ütülenerek yok edilir
yıkanır, temizlenir
tavuk haşlanır, suyunu pilavda kullanacağız
bir bardak pirinç az yağda biraz kavuruyoruz
Hpim4849
kavurduğumuz pirince bir su bardağı tavuk suyu döküp pilavımızı pişiriyoruz
Hpim4850
pişen pilavı haşlamış olduğumuz tavuğun içine dolduruyoruz
Hpim4851
ve fırına veriyoruz, iyice kızarana kadar pişiriyoruz
Hpim4854
afiyet olsun

FIRINDA ALABALIK

4/6/2009
ALABALIK FIRINDA

Hpim4748

MALZEMELERİMİZ
yeteri kadar alabalık
domates, biber, kuru soğan, maydanoz, biraz sıvı yağ, tuz
Hpim4743
önce alabalıklarımızı temizleyip yıkıyoruz
toprak çanakların dibine hafif sıvı yağla yapışmamaları için yağlıyoruz
aslında balıkları dilimlememek gerekiyor ama çanaklarımız küçük olduğundan dilimlemek zorunda kaldım
yuvarlak kestiğimiz soğanları dibe döşüyoruz
üzerine balıklarımızı koyuyoruz
maydanoz, domates ve biberlerimizi koyduktan sonra
en üstlerine küçük parça tereyağ koyuyoruz
tuzunu serpeleyip
fırına veriyoruz

çok lezzetliler
Hpim4744

afiyet olsun


Alabalığı tanıyalım

Alabalığın püf noktaları:
En lezzetli tatlı su balığı olup derisi pulsuzdur.
Kılçığının azlığı ve karın boşluğunun küçüklüğü sebebi ile eti boldur.
Temizlenmesi sırasında derinin kazınmamasına, kafasının koparılmamasına ve şeklinin bozulmamasına özen gösterilir.
Alabalığın pişiriminin hiçbir çeşidinde limon kullanılmaz.
Alabalık, temizleme ve pişirme sırasında koku yapmaz ve koku bırakmaz.

B-D vitaminleri ile iyot ve fosfor bakımından zengin.

Halk arasında doğadaki haliyle vahşi alabalığın; göz ülseri, kırık-çıkık, siyatik ve kemik ağrılarına faydalı olduğu bilinmektedir.


alaba­lıklarda iyot zenginliği vardır.

NEDEN ALABALIK
En lezzetli tatli su baligi olan alabalik "A" ve "D" vitaminleri ile iyot ve fosfor bakimindan oldukca zengindir. ince derili pulsuz, karın boslugunun kuçuklugu, kilçiginin azlığı nedeniy  bol etli bin baliktir. Dünyanin en güzel akarsu boylarına sahip Anadolu'muzdaki tatli sularda yetisen alabalik Anadolumuz insaninca, sevilerek tuketilmesinin yanı sira, romatizmal agrilar, adale agrıları, felç  gibi hastalıklara da iyi geldigine inanilmaktadir. Alabaligin sirke ile yikanarak pisirildiginde beyin damarlarına iyi geldigi söylenmekte, diger taraftan da yag dokusunda bulunan omega-3 ile kalp dostu oldugu tüm dünya bilim adamlarınca teyit edilmektedir.
üc tarafi denizlerle cevrili ulkemizde alternatif beyaz et urunu olan balik. deniz kirliligi ve bilincsizce yapilan avlanmalar sonucunda mutfaklarda zor bulunur, lüks bir yiyecegi haline gelmisken. insanlara besin kaynagi olmanin yani sira bir ç0k hastalıga da çare olarak kültürümüze yerleşmiş olan alabalik insanoglunun bir kez daha imdadına yetismistir. Giderek artan uretimle birlikte ALABALIK yavas yavas şehirlere ve daha geniş kitlelerin sofralanna ulaşmaya basladi. Luks lokantalann monulerinde yer almaya baslayan alabalik Türk aşçıların elinde şekillendi ve kendine ozgu alabalik yemekleri ortaya gikti
Bugün ise dünyada kültüre alinan en eski balik türlerinden olan alabalik, insan beslenmesinde en kaliteli ve kiymetli protein kaynaklan arasmda hak ettigi yeri almislir.
Çesitli Etlerin Yenebilen 100 gramlannin sagladigi Enerji ve Besin Degerleri

                      Enerji Protein   Yag       Ca        Fe                 A     B1         B2    Niasin mg
SIGIR       240       18.70   18.20    8.00     2.60      0.00   0.06     0.16    4.30
KOYUN    267       17.00   21.00    7.00    2.20      0.00    0.10    0.20    2.00
TAVUK    149       19.00    8.00    15.00   1.50       0.00    0.08   0.16      9.00
BALIK      149       19.00     8.00    50.00  1.10  100.00    0.10   0.20      3.00

Alabalik
Sindirimi kolaydir. Vitamin ve mineral deposudur. icerdigi Omeg-3 serbest yag asidi ile kalp dostudur. Kollestrolu dusurur, kanda istenmeyen asit miktarmi dusurur. Kalp hastalarmin tedevi surecinde onerilen besin maddesidir. 125 gramlik alabalik eti gunluk protein miktarmi karsilar.
Alabalik uretiminde ve yetiştirilmesinde birç0k faktorün onem tasimasina ragmen bunlarm arasinda ekolojik ve evrensel faktorler ilk sirayi almaktadir. Alabalik yavrularmin yumurtadan cikarak sofralik boya gelmelerinde çevre koşullarma bağli olarak yaklaşik 8 aylik bir süreye gereksinim duyulmaktadir. Bu sure icinde tamamen doğal kaynaklardan hazirlanan yemler ile beslenen alabalik insan beslenmesi icin onemli bir protein kaynağidir. Zengin amino asit ve vitamin muhtevasinın yanisira icerdigi fosfor, kalsiyum mineralleri ve az yagh et yapisiyla alabalik, bir gastronomi balığı olarak da bilinmektedir.

ADZIRST

3/6/2009
ADZIRST

Hpim4894
Adzırst bir abaza yiyeceğidir, Annem bizdeyken ve pazarda da  taze kişniş bulmuşken yapıverelim dedik.

Malzemelerimiz

250 gram kadar yoğurt (ahırçı)
Hpim4864
bir avuç kadar  kişniş (ahusha)
Hpim4879
üç tane yeşil soğan (acımşi)
Hpim4889
iki adet biber (pırpıl)

Hpim4893
kişnişi ince ince kıyıyoruz,
soğanları yeşil kısımları ile birlikte çok ince kıyıyoruz
biberleri parpullayıp kabuklarını soyup ince ince doğruyoruz
acılı seviyorsanız pırpılçıka yarım kaşık kadar koyabilirsiniz
eğer pırpılçıka koyacak isek önce pırpılçıka yedire yedire yoğurt ile karıştırılır

sonra diğer malzeme hep birlikte yoğurda konup karıştırılır

eğer dilerseniz löp pişirilmiş bir yumurtayı uzunlamasına bir kaç parçaya bölüp karıştırmadan koyabilirsiniz, gelenekte böyle bir sunum vardır.

afiyet olsun


yemeğimizin ana malzemesi olan kişnişi tanıyalım

KİŞNİŞ, AŞOTU, KİNZİ
Kişnişin en önemli özelliği, vücutta biriken ağır metallerin atılmasını sağlaması. Büyük şehir yaşamında hepimizin vücut dokularında biriken civa gibi ağır metaller, kişniş kürü ile atılabiliyormuş.
Tam da bu yüzden hamileler tarafından kullanılmaması gerekiyormuş. Çünkü dokulardaki ağır metaller dolaşım sistemine çıkınca bebeğe geçebiliyormuş.

Latince ismi : Coriandrum sativum

Diğer Adları Aşotu, Kişnişotu

Maydanozgiller familyasındandır. Anayurdu Akdeniz havzası olup günümüzde birçok yerde ve ülkemizde yabani bitki ya da kültür bitkisi olarak yetişmektedir. 60 cm"ye kadar boylanabilen biryıllık otsu bitkidir. Gövdesi yuvarlak kesitli, boylamasına oluklar halinde çizgili, soluk yeşil renkli ve dallara ayrılan yapıdadır. Bitkinin alt ve üst bölümündeki yaprakları farklı görünüşte olur. Alt yaprakları maydanoz bitkisininkilere benzer.

 

Hafif tüylü, tuhaf ve pek de hoş olmayan koku taşırlar. Bitkinin üst kesimindeki yaprakları ip gibi ince ama düzgün kesimli ve gene hoş olmayan keskin ve tuhaf kokulu olurlar. Yaz başı ile ortası arasında gevşek şemsiyeler oluşturarak açan, beyaz ya da pembemsi açık mor renkli küçük çiçekleri olgunlaşınca, 2-7 mm. çapında yuvarlak, açık kahverengi tohum kılıfını taşıyan kokulu, kuru meyvelere dönüşür. Bol güneşli yerleri, bitek ve hafif topraklan seven kişniş bitkisi, tohumları sonbaharda ekilerek çoğaltılır. Ancak, çapraz döllenmeyle bitkinin yozlaşması meydana geleceğinden, rezeneden uzak yerlere ekilmesine dikkat edilmelidir.

 

Kişnişin tohumunu taşıyan meyvesinde nişasta, tanen, şekerler, sabit ve uçucu yağlar bulunur. Uçucu yağında yüksek oranda coriandrol ile düşük oranda geraniol, borneol, pinen, phelladron ve asetik asit vardır.

Kişniş tohumlan pastacılıkta, baharat olarak bazı çorba ile yemeklerin hazırlanmasında, içki endüstrisinde ve kişniş şekerinin yapımında kullanılır. Bazı yerlerde bitkinin körpe yaprakları salata ve güveçte pişen yemeklere katılır. Gövde ve kökü de sebze gibi pişirilip yenir.

 

Tibbi Etkileri ve Kullanımı

Eski Mısır papirüsleri, Çince ve Sanskritçe metinlerde ve hatta İncil"de sağlığa yararlı etkilerinden övgüyle söz edilen kişnişin, tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:

• Kişniş tohumları içerdiği yağlarla mideyi uyarır; iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır ve hazımsızlığa iyi gelir.
• Aynı nedenle mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.
• Aniden başlayan mide ve karın ağrılarını bastırır.
• Özellikle çocuklarda diyareyi kesici etkiler yapar.
• Hafif yatıştırıcı etkisi vardır.

 

Kişnişin bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin çiçek şemsiyeleri yaz sonunda alınır ve tohumlarının olgunlaşması için gölgeli ve havadar yerde bir süre itekletilir. Sonra şemsiyeler başasağı edilerek bir kağıdın üzerine sallanır ve dökülen tohumlan toplanır. Bunlardan ya da piyasadan alınan kişniş tohumlarından 1 tatlı kaşığı kadarı biraz ezilerek 1 bardak kaynar suya dökülür. Kabın üzeri sıkıca kapatılarak 5 dakika süreyle demlendirilir. Bu şekilde elde edilen infüzyon, yemeklerden önce birer bardak olarak içilir. Aynı etkilerinden yararlanmak için, tohumları yemeklerden önce ağızda çiğnenebilir.

 

• Kişniş antiseptik (mikrop kırıcı) etkiler de taşır. Bu etkisinden yararlanmak için yukarıda tarifi verilen infüzyon, akne ya da yaraların üzerine uygulanır

 

Kişniş, Koriander, Coriandrum sativum
 

Familyası: Maydanozgillerden, Doldengeweaechse, Apiaceae


Drugları: Kişniş tohumu (meyvesi): coriandri fructus
              Kişniş yağı (eteryağı): coriandri aetheroleum


Kişniş tohumu çay, baharat ve natürel ilaç yapımında ve kişniş tohumundan eldeedilne eter yağı aroma tedavisinde ve de baharat olarak kullanılır.

  Kişniş maydanozgillerin bir alt grubu olan coriandrealardan olup, bu grupta sadece iki tür mevcuttur. Bunlar yabani ve kültür kişnişi diye ikiye ayrılır. Kültür kişnişide Türk ve Rus kişnişi olarak ikiye ayrılır ve her ikisi de coriandrum sativum’un alt türüdür.

Bu türden Rus kişnişi küçük tohumlu: coriandrumsativum var.

 

microcarpum ve Türk kişnişi: coriandrum sativum var. macrocarpum (var. vulgare) diye anılır. Kişnişin MÖ: 1500 yüzyılında Mısırlılar tarafından kullanıldığı ve yine 2. yüzyılda Çinliler tarafından kullanıldığı belgelenmektedir.

Vatanının doğu Akdeniz ülkeleri: Mısır, Suriye, Flistin ve Türkiye olduğu ve buradan Avrupa’nın batısından Çinin doğusuna kadar yayılmıştır. Günümüzde başta Türkiye, Fas, Japonya, ADB, Hindistan, Çin, Arjantin, Macaristan ve Balkan ülkelerinde yetiştirilir.

 

Botanik: Kişniş 30-80 cm boyunda genellikle bir yıllık bir bitkidir, fakat iki yıllık olan alt türleri de mevcuttur. Kökleri iğ şeklinde, bitkinin tamamı kendine has bir kokuya sahiptir ve bu kokuda tahtakurusunun pis kokusuna benzer.

Alt yaprakları uzun saplı üç parça kenarları kertikli ve parçalar kalp şeklindedir. Orta ve üstteki yapraklar gövdeye oturmuştur ve ortadaki yapraklar önce üç sonra tekrar üçe ayrılırken, en üsteki yapraklar iplik gibi incedir.

Çiçeklerinden 10-20 tanesi topluca bir arada şemsiyecik oluşturur ve kenardaki çiçeklerin ters yumurta şeklinde beyaz veya pembe renkte her bir çiçek 3-5 taç yaprağa sahiptir ve ortada taç yaprağı olmayan çiçekler pemepe renklidir. Şiemisyecikleruzun bir sapla kendisi gibi 3-5 adet şemsiyeceğin bir araya gelmesi ile geriden şemsiye şeklinde çiçek demetleri oluşturur.

Meyveleri sarımsı, küre şeklinde, üzerinde 8-10 adet yay şeklinde çıkıntılar  vardır ve yayalar boydan boya uzanır. Dış kabuğun içinde iki ayrı parça karşılıklı bulunur ve Rus kişnişi 1,5-3 mm ve Türk kişnişi 3-5 mm çapındadır.

 

Yetiştirilmesi: Türkiye’nin Konya, Burdur Isparta yörelerinde yaygın olarak yetiştirilir.

 

Hasat zamanı: Meyveleri farklı zamanlarda yani Ağustostan Eylüle kadar olgunlaştığından, önce olgunlaşanlar toplanır, sonra beli bir süre sonra tekrar olgunlaşan meyveleri toplanır ve hasat böyle devam eder. Şayet olgunlaşan  meyvelerin yanında olgunlaşmamış meyvelerde toplanırsa bu sonradan iyice kurutulsa da kötü bir koku yayar.

 

Araştırmalar: ABD’nin New York şehrinde iki ilim adamı Prof. Dr. Med. Omura ve Dr. Klinghardt taze kişnişin salata şeklinde yenmesi halinde dişlerdeki zehirli dolgu maddesi civanın sebep olduğu hücre zehirlenmesini önlediği tespit edilmiştir. (Nhk.01.00.44)

 

Kullanılması:

a-) Üniversite kliniklerinde insanlar üzerinde tedavi denemekleri ve araştırmalar yapılmıştır ve buna göre taze kişniş dişlerdeki amalgamın içerdiği cıva zehirlenmesine karşı etkilidir. Fakat bu araştırma yeterlimidir?

b-) Komisyon E’nin 18.09.1986 tarihli ve 173 nolu monografi bildirisine göre kişniş tohumunun sindirim zafiyeti ve iştahsızlığa karşı kullanılabileceği beyan edilmiştir.

c-) Aroma tedavisinde  kişniş yağı başta şişkinlik, hazımsızlık, kramplar ve iştahsızlığa karşı kullanılır.

d-) Halk arasında kişniş şişkinlik (gaz), hazımsızlık ve kramp başta olmak üzere mide-bağırsak rahatsızlıklarına karşı kullanılır. Bu rahatsızlıklara karşı kişniş, kimyon, anason, rezene ve kakule gibi bitki tohumları ile birlikte kullanılır ise daha etkili olur.

Çay: İki tatlı kaşığı kişniş (kişniş tohumu sade kişniş diye anılır) hafif ezilerek demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edilerek 5-10 dakika demlemeye bıraktıktan sonra süzülerek içilir.

Yan tesiri: Bilinen bir yan tesiri yoktur, fakat eter yağının çok sert olması nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır

 

Nelere faydası vardır?

- Cinsel gücü arttırır ve cinsel arzuyu kamçılar
- Sinirleri yatıştırır
- İştah açıcı etkisi vardır
- Gaz söktürücüdür
- Tansiyonu düşürür
- Baş dönmesini giderir

 

Nasıl kullanılır?

Tohumu: Domates turşusu, sosis, köriler ve elmalı çöreklerde kullanılır. Ezilmemiş tohumu çorba ve sebze yemeklerine katılır. Suda kaynatılarak çayı yapılır. Tohumu ayrıca güzel kokusu sayesinde potbori tabaklarında kullanılabilir.

Yaprağı: Körpe alt yaprakları güveç, salata ve soslara eklenir.

Gövdesi: Fasulye ve çorbalarla birlikte pişirilir

Kökü: Taze kökü sebze gibi pişirilip yenilir

Tozu: Toz halindeki kişniş bal veya şekerle karıştırılarak kullanılır


Kişniş: Çin maydanozu!


Kişniş: Çin maydanozu!

Kişniş Japonya’ya yaklaşık 700 yıl önce ilk getirildiğinde insanlar sert aromasından nefret etmişler. Fakat zamanla bu otun seveni çoğalmış, insanlar değerini anlamışlar, anladıkça kendi kişnişlerini yetiştirmeye, kişnişi edebiyata dökmeye başlamışlar ve son nokta olarak Tokyo’da bir kişniş restoranı bile açılmış. Sloganları ise kişnişe olan sevgilerini açıklıyor: “Kişniş barışı seven insanlar tarafından sevilen bir bitkidir.” Bu restoranda mönüdeki her yemek kişniş eklenerek yapılıyor; antrelerden tatlılara kadar. Kişnişli dondurma, kişnişli kurabiyeler ya da otlu, kişnişli pilav örneğin. Haftada yaklaşık 10 kilo kişniş kullanıldığı söyleniyor bu lokantada.
Besin değerlerine gelecek olursak eğer, 100 gram kişnişte yaklaşık olarak 20 kalori, 4 gr karbonhidrat, 0,5 gr yağ, 2 gr protein var ve yaklaşık 2/3’si A ve C vitamininden oluşuyor.
Kişniş güneybatı Asya ve Afrika bölgesi kökenli bir bitki. Tüysüz ve yumuşaktır, 50 cm’ye kadar uzar. Beyaz ya da uçuk pembe çiçekleri ve 3 ila 5 mm çapındaki yuvarlak kuru meyveleriyle benzerlerinden ayrılabilir. İngilizce coriander, Fransızca coriandre olarak adlandırılan kişnişin isim kökeni Yunanca’dan gelir. Kuzey Amerika’da ise Çin maydanozu anlamına gelen Chinese parsley olarak bilinir.
Bitkinin her yeri kullanılabiliyor da olsa yemek yaparken en çok taze yaprakları ve kuru tohumları rağbet görür. Ortadoğu, Akdeniz ülkeleri, Güney Asya, Meksika, Latin Amerika, Çin ve Afrika mutfaklarının vazgeçilmezlerindendir. Chutney adı verilen Hintlilerin acı sosunun, garam masala yani Hint baharatlarından yapılan karışımın, Meksika’nın salsa ve avokadodan yapılan guacamole soslarının önemli bir malzemesidir. Rendelenmiş yaprakları ise pişmiş yemeklerin üzerine süsleme amacıyla serpiştirilir. Pişirmenin ısısıyla, kurutulduklarında ya da dondurulduklarında yapraklar aromalarını kaybettiklerinden taze olarak kullanılırlar. Yalnızca bazı Hint ve Asya yemeklerinde bol miktarda yaprak, aromanın hafifletilmesi amacıyla pişirilerek tüketilir.
Kişnişin tadı birçok insana ilk başta itici gelir. Yapraklarının ekşimsi ve güçlü aromasına alışmak biraz zaman alabilir. Daha önceleri Osmanlı ve Avrupa mutfağında da önemli bir yere sahip olmasına karşın zamanla kullanımı azaldı, yalnızca yabancı mutfak yemekleriyle tüketilir hale geldi. Avrupa’da buna tek istisna, kişnişten hiçbir dönemde vazgeçememiş olan güney Portekiz halkı ile sosis yapımında kullanan Almanlardır.

Osmanlı’da kişniş
Osmanlı mutfağında kişniş ise, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde bulunan Bağdadi’nin yazdıkları ve Şirvani’nin derlediği ve eklediği tariflerden öğrenilen belgelere göre, 16. yüzyılda yemeklerde sıklıkla kullanılmıştır. Koyun eti, balkabağı, damlasakızı, tarçın, taze ve kuru kişnişle hazırlanan kabak büranisi; nohut, koyun but eti, patlıcan, kıyma, gülsuyu ile yapılan Medfune, kişnişle hazırlanan örneklerin sadece bazıları.
Türk mutfağındaki kişnişle ilgili istisna ise, dünden bugüne sofralarımızdan eksik etmediğimiz çerkeztavuğudur.
Tohuma benzeyen meyveleri bir çeşit baharat olarak sınıflandırılır. Çiğnendiğinde limonumsu ekşilikte bir aroma verir. Taze olarak tüketilebilse de genellikle kurutulmuş hali makbuldür. Ayrıca tıpkı diğer baharatlarda da olduğu gibi kişniş tohumlarını toz halinde saklamak aromalarının zamanla kaybolmasını sağlayacağından, ancak ihtiyaç oldukça dövmek daha doğru olur. En iyi aromayı almak için tanecikleri hava almayacak şekilde, güneşten ve ısıdan uzak saklamak gerekir. Hint halkı bu tohumları kavurarak çerez niyetine de tüketir. Bir diğer yandan, birtakım biralarda, özellikle de Belçika’nın buğday biralarında gene kişniş tohumları kullanılır. Böylece bu biralara limonumsu bir karakter kazandırılır.
Bilinmesi gereken en önemli nokta ise yapraklar ve tohumların birbirlerinin yerine geçemeyeceğidir. Aromaları birbirlerinden farklı olmakla birlikte, kişniş yapraklarının tadı birçok kişi tarafından sabuna benzetilir. Eğer kendiniz yetiştirmeye karar verirseniz tohumları ilkbaharın başında ekin, güneş gören bir yerde büyümeye bırakın. Yeterli miktarda yaprak çıkmaya başladığında toplayıp afiyetle tüketin. Ve şaşırmayın, yaz geldiğinde bitkiniz çiçek açacak, en güzel meyvelerini verecek.


patates böceğini kaçırıcı etkisi Tokat Ziraat fakültesinde bir tez ile tespit edilmişti. Tarlanın etrafına kişniş ekiyorsunuz ve patates böceği zararlısı etkili olamıyor.


Kisnis [Coriandrum sativum] Kibrista, tazesi salatalarda, kullanilir, zeytin ekmege katik yapilir ve golyandro diye bilinir. Kurumus tohumlari ise dovulerek, kirilmis yesil yeztin[ bu zeytinin adi Kibrista cakizdezdir] icerisine sarmisak ve zeytin yagi ile eklenir, cok guzel bir tat ve lezzeti olur.

Burada ise uzak dogu mutfaginin vaz gecilmez bir parcasidir. Cin, Taylant, Viyetnam ve Hidistan mutfaginda cokca kullanilir. Kokunden, sapindan yapragindan ve tohumundan yararlanip yemeklerine guzel bir aroma veriyorlar.

Kişniş şekeri, likör yapımı, pastacılık ve eczacılıkta kullanılır.

KİŞNİŞ

Orjinal Adı :Coriandrum sativum

Diğer Adları: Aşotu, Kişnişotu

Bilgi :Maydanozgiller familyasındandır. Anayurdu Akdeniz havzası olup günümüzde birçok yerde ve ülkemizde yabani bitki ya da kültür bitkisi olarak yetişmektedir. 60 cm”ye kadar boylanabilen biryıllık otsu bitkidir. Gövdesi yuvarlak kesitli, boylamasına oluklar halinde çizgili, soluk yeşil renkli ve dallara ayrılan yapıdadır. Bitkinin alt ve üst bölümündeki yaprakları farklı görünüşte olur. Alt yaprakları maydanoz bitkisininkilere benzer. Hafif tüylü, tuhaf ve pek de hoş olmayan koku taşırlar. Bitkinin üst kesimindeki yaprakları ip gibi ince ama düzgün kesimli ve gene hoş olmayan keskin ve tuhaf kokulu olurlar. Yaz başı ile ortası arasında gevşek şemsiyeler oluşturarak açan, beyaz ya da pembemsi açık mor renkli küçük çiçekleri olgunlaşınca, 2-7 mm. çapında yuvarlak, açık kahverengi tohum kılıfını taşıyan kokulu, kuru meyvelere dönüşür. Bol güneşli yerleri, bitek ve hafif topraklan seven kişniş bitkisi, tohumları sonbaharda ekilerek çoğaltılır. Ancak, çapraz döllenmeyle bitkinin yozlaşması meydana geleceğinden, rezeneden uzak yerlere ekilmesine dikkat edilmelidir.

Kişnişin tohumunu taşıyan meyvesinde nişasta, tanen, şekerler, sabit ve uçucu yağlar bulunur. Uçucu yağında yüksek oranda coriandrol ile düşük oranda geraniol, borneol, pinen, phelladron ve asetik asit vardır.

Kişniş tohumlan pastacılıkta, baharat olarak bazı çorba ile yemeklerin hazırlanmasında, içki endüstrisinde ve kişniş şekerinin yapımında kullanılır. Bazı yerlerde bitkinin körpe yaprakları salata ve güveçte pişen yemeklere katılır. Gövde ve kökü de sebze gibi pişirilip yenir.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı Eski Mısır papirüsleri, Çince ve Sanskritçe metinlerde ve hatta İncil”de sağlığa yararlı etkilerinden övgüyle söz edilen kişnişin, tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:

• Kişniş tohumları içerdiği yağlarla mideyi uyarır; iştahı açar, sindirimi kolaylaştırır ve hazımsızlığa iyi gelir.

• Aynı nedenle mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür.

• Aniden başlayan mide ve karın ağrılarını bastırır.

• Özellikle çocuklarda diyareyi kesici etkiler yapar.

  Hafif yatıştırıcı etkisi vardır.

Kişnişin bu etkilerinden yararlanmak üzere, bitkinin çiçek şemsiyeleri yaz sonunda alınır ve tohumlarının olgunlaşması için gölgeli ve havadar yerde bir süre itekletilir. Sonra şemsiyeler başasağı edilerek bir kağıdın üzerine sallanır ve dökülen tohumlan toplanır. Bunlardan ya da piyasadan alınan kişniş tohumlarından 1 tatlı kaşığı kadarı biraz ezilerek 1 bardak kaynar suya dökülür. Kabın üzeri sıkıca kapatılarak 5 dakika süreyle demlendirilir. Bu şekilde elde edilen infüzyon, yemeklerden önce birer bardak olarak içilir. Aynı etkilerinden yararlanmak için, tohumları yemeklerden önce ağızda çiğnenebilir.

• Kişniş antiseptik (mikrop kırıcı) etkiler de taşır. Bu etkisinden yararlanmak için yukarıda tarifi verilen infüzyon, akne ya da yaraların üzerine uygulanır

salamurası yapılıyormuş

1-asotunu iyice dograyıp sıvıyagda kavuruyor,sonra tuz ekledi,kavanoza koydu.soguyunca kapagını kapattım,derin dondurucuya koydum,ihtiyac olunca kaşıkla alıp kullanıyorum.ben böyle muhafaza ediyorum
2-küçük küçük doğrayıp akşamdan bol kaya tuzuna yatırıyosun ertesi gün çıkan suyuyla beraber kavanoza basıyorsun buzdolabında saklanıyormuş. kullanacağın zaman çok iyi yıkıyorsun tuzunun gitmesi için.
3-İyice ayıklanıp kavanozlara sıkı sıkıya iri tuzla basılıyor..Limon tuzu değil sofra tuzuda değil.İri tane tane bir tuz kayatuzu galiba.İşte kavanoza bu aşotunu birkaç ot bir fiske tuzla iyicene basıyorlar.Bir tutam aşotunu iyice yıkayıp tuzundan arındırıpta çorbamıza koyuyoruz yoksa çok tuzlu olur

YUMURTALI BALIK OTU

2/6/2009
BALIKOTU

Hpim4749

MALZEMELERİMİZ

1 kilo kadar balık otu
1 soğan
5 yumurta
tereyağ,tuz

Balık otlarını temizleyip, iyice yıkıyoruz
yaklaşık bir cm uzunluğunda ince ince doğruyoruz
balık otlarının üzerine çıkacak kadar su koyup haşlıyoruz
biraz yumuşayınca süzüyoruz

bir tencereye yağ koyup, çenttiğimiz soğanları kavurarak öldürüyoruz
sonra haşlayıp süzdüğümüz balık otlarını biraz kavuruyoruz
üzerine beş yumurtayı kırıp karıştırıyoruz, yumurtalarda piştikten sonra
servis yapıyoruz

afiyet olsun

pek çok adı olan bu bitkiyi biraz tanıyalım, bu haftadan sonra biraz zor bulunur artık.

HODAN, KALDİRİK, BALIKOTU, İSPİT
http://www.agaclar.net/forum/attachment.php?attachmentid=9505&stc=1&d=1176893312
Orjinal Adı Borago officinalis
Diğer Adları: Zembil çiçeği, Ispıt, Kaldirik, Zılbırık
Bilgi :
Hodangiller familyasının örnek bitkisidir. Anayurdu Doğu Akdeniz havzası olup ülkemizde Kuzey ve Batı Anadolu bölgelerinde yabani olarak yetişmektedir. 30-75 cm. boylanabilen, biryıllık otsu bitkidir. Yuvarlak kesitli, içi boş ve sert gövdesi beyaz sert tüylerle kaplı olup dallara ayrılan yapıdadır. Koyu gri-yeşil ve biraz buruşuk yüzeyli yaprakları gövdesi gibi tüylerle kaplı, oval biçimli ve almaşık dizilişlidir. Beş köşeli yıldız oluşturan mor-mavi (kimi zaman pembe ve nadiren beyaz) renkli taçyaprakları ve siyah erkeklik organı olan çiçekleri, salkımlar halinde aşağı doğru sarkarak ilkbaharda ve yazın açarlar. Kumlu hafif toprakları ve bol güneşli yerleri seven hodan, döktüğü tohumlarıyla çoğalır. Ancak bazı yerlerde süs bitkisi olarak yetiştirilir.

Hodan bitkisi sapinin, yapışkan bitki sıvısı, tanen, esanslar ve çeşitli mineraller içerir. Körpe yaprakları salata, peynir ve diğer bazı yiyeceklere katılır. Bazı yerlerde sebze olarak yenir. Balarılarının beslenmesine çok yararlı olur.

Tibbi Etkileri ve Kullanımı:
Yabani hodan tıbbi yönden, kültürü yapılanlara oranla daha fazla etkilidir. Bitkinin çok çeşitlilik gösteren tıbbi etkilerini ve bundan yararlanma yöntemlerini şöylece sıralayabiliriz:

• Soğuk algınlığı ve gribe karşı etkilidir.
• Terletici ve ateş düşürücüdür.
• Solunum yollan hastalıklarına iyi gelir. Öksürüğü keser. Balgam söktürür. Akciğer zarı yangılarını (satlıcan) azaltır.
• İdrar söktürücüdür. Kanı temizler.
• Bebek emziren annelerde süt gelişini artırır.
• Adrenalin bezeleri için iyi bir güçlendirici toniktir. Özellikle kortizon ve steroidle yapılan tedavilerden sonra hodan alınması bünyeye iyi gelir.
• Uzun yıllardan beri geleneksel kullanımıyla, cesareti artırır. Sinirsel gerginlikleri en aza indirger. Streslere karşı bünyede direnç sağlar.


Bütün böyle durumlar için hodanın çiçek açtığı zamanlarda kuru bir günde yaprak ve çiçekleri toplanır. Yırtık ve bozuk yaprakları seçilerek atılır. Kalanları yaprak-çiçek karışımı yapılarak gölgede kurutulur. Karışımdan 2 tatlı kaşığı alınıp, üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika demlendirilerek infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

• Hodan yara ve yanıklara iyi gelir. Bunun için yapraklarıyla yara lapası yapılır ve dıştan uygulanır.
• Kuru ve duyarlı ciltlere iyi gelir. Cildi yumuşatır. Bunun için yukarıda tarifi verilen infüzyon dıştan uygulanır.
• Mineral yönünden zengin olan hodan, tuzsuz diyetlerde salata ve yemeklere katılan körpe yapraklarıyla, bedenin tuz eksiğini tamamlar.



Tuzlu pasta

20/1/2009
TUZLU POĞÇA

Hpim4503
Malzemelerimiz

1 Yumurta akı,
1 Su bardağı çiçek yağı
1 Su bardağı yoğurt
1 Paket margarin 1paket kabartma tozu
4 Çay kaşığı tuz
yeteri kadar un

Yapılışı
margarini eritiyoruz daha sonra bütün malzemeyi karıştırıp çok yumuşak bir hamur yapıyoruz
ceviz büyüklüğünde parçalar açıp ortasına lor koyup kapatıyoruz
üzerine yumurta akı sürüp kuru nane ile süslüyoruz

afiyet olsun.

çikolata topları

10/1/2009
Hpim4492

Malzemelerimiz. bir litre süt, 2 paket bisküvi 3kaşık kakao 1 fincanşeker 2fincan un
HPIM3497
Yapılışı. sütün içine bütün malzemeyi karıştırıp kaynatıyoruz. kaynayınca diğer tarafta bisküvileri küçük parçalar halinde kırıyoruz. hazırlanan kremanın içine karıştırıyoruz. biraz soğuyunca elimizle minik toplar yapıp elimizdeki malzemeye göre hindistan cevizine veya antep fıstığına buluyoruz.

afiyet olsun.
Hpim4493

Güveç kebabı

1/1/2009
GÜVEÇ KEBAB
Hpim4486

Malzemelerimiz

bir kilo et,
iki domates
arpacık soğanı
beş tane biber,
Karabiber,tuz,tereyağ


YAPILIŞI.
soğanlar ayıklanır,biberler ince ince doğranır
domatesler küp küp doğranır.
toprak tencareye konup karıştırılır
etler ilave edilir

Hpim4485


daha sonra tuz ve karabiber serpilir.
hepsi beraber karıştırılır.
üç kaşık kadar tereyağ atılıp tencerenin kapağı kapatılır


Hpim4487

kısık ateşte,bir saat kadarpişirilir.
afiyet olsun.

Hpim4494








 

KABAK TATLISI

31/12/2008
KABAK TATLISI
Hpim4484

malzemelerimiz.
orta boy kabak (yaklaşık iki kiloluk iç)
dört su bardağı şeker
Hpim4482
doğradığımız kabakları üzerine şeker dökerek akşamdan sabaha kadar bekletiyoruz
kendi suyunu salıyor
kendi suyu ile kısık ateşte pişiriyoruz

afiyet olsun


değişik bir şeklini yapmıştım ama resimleri çok kötü çıkmış içim elvermedi tekrarlamayı düşünüyorum.

KREMALI PASTA

29/12/2008
KREMALI PASTA

HPIM3489.JPG
bu pastayıda kızımın doğum gününde yapmıştım

MALZEMELERİMİZ
hamuru için
5 yumurta, 5 fincan şeker, 7 fincan un, 1 fincan süt, 1 fincan yağ
1 paket vanilya, 1 paket kabartma tozu

kreması için
1 litre  süt, 3 fincan şeker, 4 kaşık un

yumurta ile şekeri köpürene kadar çırpıyoruz
süt, yağ ve vanilyayı ilave edip karıştırıyoruz
en son kabartma tozu ve unu ilave ediyoruz ve hamur haline getiriyoruz
hamuru tepsiye döküp fırına veriyoruz

süt, un ve şeker ile kremasını yapıyoruz, ve hazırladığımız kremayı kaynayana kadar karıştırıyoruz, kaynadıktan sonra kapatıyoruz

fırından çıkan kekimizi ikiye bölüp bir kısmını arasına kalanıda üzerine döküyoruz
ve üzerine süslüyoruz

afiyet olsun


HPIM3491.JPG
ip bazında sayfa bazında
ZİYARETÇİ DEFTERİ

Blogcu ile yapıldı